Kaş: sualtı başka üstü bambaşka!

 In Blog, Seyahat, Türkiye

İnsan hiç gitmediği yeri özler mi? Ben Kaş’ı öyle yıllarca özledim. Son 3-4 senedir 8-10 kez gitmeye niyetlenip, bir türlü gidemedim; gidemedikçe isteğim ve özlemim arttı. Artık öyle bir zamanda gideceğime inandım ki, iyi ki daha önce gidememişim bile diyebilirdim. Ve öyle de oldu. Denizin dibinden dağın tepesine tırpandım, Kaş’ı altına üstüne getirdim ama suyun ne altına ne üstüne doyamadım.

Kaş’a gidiş motivasyonumuz suyun altını keşfetmek olsa da Kaş’ı keşfetmeden dönmek yok! O yüzden dalıştan kalan zamanları dolu dolu geçirebilmek için valizden önce Kaş planı hazırdı:) Tabii 4 gün boyunca sabah 10’dan 6’ya kadar açık denizlerde daldığımız için çok fazla zamanımız olmadı ama yine de her öğlen, günbatımı, akşam yemeği, yemek sonrası ayrı macera oldu.

Gündoğumu ve günbatımını kaçırma:

Güneşin her doğuşunu ve batışını seyrederken doğanın akıl almaz güzelliğinden büyülenir, mucizelerin gerçek olduğuna bir kez daha inanırım. Bu sebeple nerede olursam olayım gün doğumunu ve batımını izlemeye karşı zaafım vardır… Gün doğumunu ya bitmeyen bir gecenin sabahında veya da herkes yatağındayken koştuğum bir deniz kenarında daha nadir yakalayabildiğim için batışını kaçırmamaya çalışıyorum.

bütün yarımadayı denizin kenarından koşarak tamamlamak 12 kilometre

Kaş’ta her güne uyandığımda, burada olduğum için ve sahip olduğum bütün güzellikler için şükrederek uyandım. Yalnızca bir sabah gündoğumuna yakın bir saatte ortalık sessiz sakinken bütün Çukurbağ yarımadasını -12k koşup tekneye de koşa koşa yetiştim ama 4 gün boyunca her günün sonunda tekne yanaşır yanaşmaz koşa koşa güneşin peşinden koştuk.

  • Deja Vu:

Kaş’ın en popüler yerlerinden biri, fakat yine de çok huzurlu; sabahtan akşama kadar güzel müzikler dinleyip keyif yapmalık. Özellikle günbatımı en yoğun saatleri.. Marinayı tepeden seyrederken dağın ardından batan güneşin kızıllığına kadeh kaldırıyorsunuz. Oldies but goldies sohbeti bastırmadan eşlik ediyor manzaraya. Haliyle ağzımız kulaklarımızda bir güneşi daha batırıyoruz.

  • Antik Tiyatro:

Yıllar yıllar öncesinde nasıl yapılmış, kimler oturmuş, kimler neler oynamış büyülenedur, güneş taş yapının arkasından batsın ve gökyüzünü renk cümbüşüne çevirsin. Olacak iş mi? Bu manzaraya bir de 3 kişi koy: 3’ü de suyun altından yeni çıkmış, 1’i sayesinde sualtı güzellikleri keşfeden 2 kişi, suyun altında da üstünde de kahkahalarla gülen 3 kişi. 1’i enerji kaynağı can yoldaşı, 1’i özgürlüğünün peşinden gitmiş bir hikaye anlatıcı. En şanslı 3. ise; benim.

Antik tiyatro şehrin merkezine de çok yakın uğramadan gitmeyin

  • Bayraklı Tepe:

Denizde yüzerken, tekneyle gezerken, neredeyse Kaş’ın her yerinden en yüksek tepelerinden birinde sallanan Türk bayrağını görebilirsiniz. Bir de o bayrağın olduğu yerden Kaş’ı gözlerinizin önüne getirmeye çalışın: bütün liman, koylar, adalar ayaklarınızın altında. Hayalgücüm yetmedi. Gözdeyle büyülendik, konuşamadık bir süre. Sonra oturduk taşın üstüne, gündüzün geceye dönüşünü izledik. Sustuk. Gözlerimiz doldu mutluluktan. Öyle güzeldi.

Nasıl gidilir? Merkezden bayrağa bakarak yarım saat 40 dakikada tepeye tırmanabileceğiniz gibi (ana yoldan ayrılmadan) oraya çok yakın bir noktadan geçen minibüsler de var.

  • Uyuyan Dev:

Nasıl çıkılır sorularımın karşılığı hep ‘rivayete göre şuralarda bir yerlerde’ iken en sonunda bir taksici abim duruma netlik getirdi ve parmağıyla gösterdi: bak işte orada uyuyor! Gerçekten yan yatmış uyuyan bir dev manzarası var.

Yan yatmış uyuyan bir dev var

Fakat oraya çıkan yol yok, bu kez gerçekten tırmanmak gerekiyormuş ve 1 saat sürermiş. Bunların hiçbiri benim için yıldırıcı bir sebep değildi fakat güneşin batmasına çok az kalmıştı, bilmediğim bir yol için başkasını peşimden sürüklemek istemiyordum çünkü gidebilsek bile dönüşü sıkıntılı olabilirdi. Uyuyan Dev’i bir sonraki Kaş seyahatine erteleyip bu sayede ilk kez 8-9 civarı akşam yemeğimizi yiyebildik.

Yaşasın yemek yemek!

Suyun altı nefes kesiyor ama nefsi kesmedi aksine iştahımız feci açıldı! O kadar ekipmanı kurması, taşıması, yeni bilgileri hazmetmesi, öğrenmesi zaten ciddi efor sarfettiriyor; üzerine bir de her defasında aman tekneye geç kaldık, ay kahvaltıyı kaçırdık, hadi güneş de batıyor derken hep bir koşturmaca hali eklenince yemek yeme saatlerini iple çeker olduk. Zaten haketmişiz hakkını vere vere doyurduk karnımızı!

Gün içinde:

Tekne 1 gibi limana yanaştığında, tekneden inip karnını doyurup dönmek için bazen 1 saatten az zamanımız oluyordu. O yüzden koştur koştur kısa zamana doyurucu lezzetler sığdırmaya çalıştık. Bu lezzet duraklarına esnaf lokantaları, ev yemekleri, plajlar ve restoranlar dahil. Ev yemeği ve esnaf lokantaları içinde Kaşım ev yemekleri ve meydandaki Seçkin restorantta sirkülasyon çok hızlı. Oteller bölgesinde Küçük Çakıl Plajı’nın etrafında bir sürü ‘beach’ var, hem denize girmelik hem deniz kenarı karnını doyurup soğuk bir şeyler içmelik. Bunlardan en çok adını duyduklarım Nur Beach ve Derya Beach. Nur beach’in yemekleri ve denizi güzelmiş -özellikle kalamar dolması- hatta direk akşam yemeği için bile tavsiye ettiler. Biz sınırlı zamanımızda ikisine birden gidemedik, ama Derya Beach de hayatımızda yediğimiz en güzel pizzalardan birini yedik.

  • Derya Beach:

Küçük Çakıl Plajı’ının yanında, püfür püfür ve çok rahat. Neredeyse bütün masalarda pizza olduğundan domates sos ve sarımsağın müthiş karışımı sarmış, bizde pizza ve salata siparişimizi verdik. Yedikten sonra da herkese hak verdik. Hakikaten incecik ve çıtır bir hamur, taze ve bol malzeme. Günün ortasında suyun altından çıkamayacağımız kadar çok yedik ama pişman değiliz.

Hatta Derya beach’i o kadar çok sevdik ki bir gün de günbatımında gelip kavuniçi güneşi batırırken kavun içinde dondurma yedik:)

  • Sultans Garden:

Marina manzarasında meze keyfi

Marinanın paralelinde, plaj gürültüsünden uzak ve öğle vakti  tam kafa dinlemelik. Deniz börülcesini, taze fasülyeyi her daim yiyebilirim; o yüzden meze için her zaman rakı şart değil. Biz de ortaya karışık bir kaç tane meze, yanına da somonlu salata söyledik. Yemekleri için çok coşmadık. Ama başka bir masa, masada bir demlik çay ve kitaptan kalkmayan bir baş vardı ki, tekrar buraya gelme sebebi.

Akşam Yemeği:

Günbatımı peşinde koşmaktan hiçbir akşam 8-9 gibi yiyemedik yemeğimizi, ama olsun tatildeyiz, keyif bizim değil mi? Size birkaç öneride bulunacağım ama bir yer var ki mutlaka ama mutlaka gidilmeli, görülmeli, o balıklar yenmeli!

  • Bahçe Balık:

Rezervasyon yaptırmakta fayda var demişlerdi, boşuna değilmiş, biz gittiğimizde içerisi fuldu. Ama malum biz gün batımından geç geldiğimiz için, tam o esnada kalkan iki kişinin yerini cup diye aldık. Zaten saat geç, küçük küçük mezelerle karın doyurmaktansa çok da abartmadan lezzetli ve doyurucu balık yemek istiyorduk, tam yerine gelmişiz. Önden gelen kalamar dolmayı bıçakla keserken ayrı, ısırırken ayrı fışkıran peynirler bizi can evimizden vurdu. Üzerine fesleğenli özel sosta dinlendirilmiş kılıç filetoysa, Şef’in spesyeli çuprayı açık ara farkla gölgede bıraktı.

Keyfimiz öyle yerine geldi ki, masalar arasında gezen çiçekçiden bir gül alıyorum Gözde için. Bunu gören yan masadaki çift ise çiçekçideki bütün çiçekleri alıp bize hediye ediyorlar. Böylelikle güzel mekan, güzel yemek, güzel bir akşam çiçeklerle taçlanmış oluyor.

  • Bi’lokma: Mama’s Kitchen:

Kah kahvaltı kah meze için herkesin ortak tavsiyesi Bi’lokma oldu. Kesin gitmelik yazdık bir kenara, zaten kahvaltılık çok alternatifimiz yoktu bir akşam da mezelerinden yemeğe kesin gideriz diyorduk ki aynı günün hem sabahı hem akşamı Bi’lokma’da bulduk kendimizi.

Dalış sabahları tekneden önce kahvaltılık vaktimiz pek olmadığı için tek boş sabahımızda kahvaltıya geldik. Kahvaltısı inanılmaz yorumları bence çeşitliliğinden değil kahvaltı rahatlığından ve keyfinden kaynaklanıyor. Çiçeklerin ardından deniz manzarası, püfür püfür, ortada semaverde demlenen sonsuz bardak çay ve uygun fiyatlar. Kahvaltı tabağı istediğinde yiyemeyeceğin kadar çok peynir, reçel gelmiyor fakat yanına ekstra hellim, sucuk ekleyebiliyorsun. Biz 1 kahvaltı tabağını ortaya bir de yanına omlet söyledik; çayımızı içtik gazetemizi okuduk kahvaltı keyfimizi yaptık ve 12’er tl verip kalktık!

Akşam rezervasyonsuz gitmeyin diye uyardıkları halde biz spontane yaşayan insanlarız; sabah orada kahvaltı ederken akşam bir daha oraya gideceğimizi bilemezdik, ama ballıbörekler olarak hiç beklemeden 2 kişilik masamıza oturduk. Fakat bayram değil seyran değilken, mezelerin bitişine ana yemeklerin yetişemeyişine şahit olduk. Bizim derdimiz meze, günlük hazırlanan kocaman bir meze barı, menüde de fiks bir meze tabağı var hem de 11 çeşit meze 20 tl. Nasıl olur ki derken ortaya bir tane ondan söyledik, ama o kadar çok sevdik ki dayanamayıp çok sevdiklerimizden ekstra istedik. Bir de ‘mama’s kitchen’, en meşhur yemeklerden biri de ‘annenin böreği’ymiş, e hadi onu da deneyelim dedik. Doyar mıyız derken zor nefes alarak kalktık ama kesin tekrar gelirim.

Benim de henüz gitmediğim ama aklımda olan güzel bir akşam yemeği için tavsiyelerim:

  • Nereid Meyhanesi: Dalış hocamızın da arkadaşları geldiğinde götürdüğü meyhane. ‘çok bozdu, iyice fiyatları arttırdı ama yine de iyidir’ dediği :) Kaş’ta mavi-beyazlar içinde Cunda mutfağı, yine de bu kadar iyiyse denenebilir.
  • Zaika: Etoburların mutlaka ama mutlaka gitmesi gereken bir yermiş. İstanbul’dan kalkıp Kaş’ta burada sırf et yiyen arkadaşımı biliyorum. Bizim kırmızı etle aramız olmadığı için ilgi alanımızda değil ama bahsetmeden geçmek istemedim.
  • Derya Beach’te karşılaştığım food blogger arkadaşımın tavsiyesiyle yiyesimiz yokken oturup 4-5 çeşit mezeye ekmek bandığımız havadar ve sakin bir teras.
  • Mercan: Ailesi Kaş’ta yaşayan arkadaşımın rakı-balık tavsiyesi.
  • Panoroma rest: Adı üstünde manzarası çok iyi olan biraz daha tuzlu balık restoranlarından biri.
  • Ratatoille: Meydanda kendine has spesyelleri olan bir yermiş. Biz bir öğlen vakti niyetlendik ama çok boştu ve öğle yemeği için pahalı geldi ama akşamları önünden geçerken hep çok kalabalıktı.
Recent Posts

Yorum Yap

İletişim

Merhaba! Bana söylemek istediğin bir şey varsa buraya yazabilirsin!

Start typing and press Enter to search